T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ

“KARDEŞLİK VAKTİ"

Kültür ve Turizm Bakanı Kurtulmuş: “Hazreti Mevlana’nın görüşleri ve fikirleri üzerinden, Mevlana’yı sanki İslam dairesinin dışında, hümanist bir ekolün temsilcisi ve kurucusuymuş gibi göstermek Mevlana’ya yapılacak en büyük hakaret en büyük haksızlıktır.”

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Hz. Mevlana’nın 744. Vuslat Yıl Dönümü törenlerinin tanıtımları için düzenlenen basın toplantısına katıldı.

Şeb-i Arus törenlerinin bu seneki temasının “Kardeşlik Vakti” olduğunu ifade eden Bakan Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Günümüz dünyasında her şeyden daha fazla ihtiyacımız olan bir meselenin bir motto olarak ortaya çıkarılması, Hazreti Mevlana’nın hepimizin bildiği o kardeşliği eksenine alan öğretisinden hareketle, böyle bir slogan etrafında etkinliklerin düzenlenecek olması anlamlıdır. Hazreti Mevlana, insanların, ne kadar farklı olurlarsa olsunlar hepsini bir şekilde kendi öğretilerinde birleştirmeyi başarmış, ölümünden şu kadar yıl sonra bile, birçok insanın Müslümanlığı seçmesine vesile olan bir anlayışın merkezinde, hiç şüphesiz herkesi aynı şekilde görerek, bütün insanları Allah'ın yarattığı bir kul olarak görerek, bütün farklılıkları da kendi bünyesinde eritebilen bir İslami anlayışı bütün insanlarla paylaşmıştır.”

Hz. Mevlana’nın “Yetmiş iki milletten insan sırrını bizden dinler. Biz, 200 milleti ve mezhebi tek perdelik bir seste birleştiren ney gibiyiz” sözünü anımsatan Bakan Numan Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Bu birleştiricilik, kardeşlik, insanların birbirlerine karşı bir ayna olduğu gerçeğini anlatan fikirleri, ‘Eğer kendi yüzünle barışıksan niye aynan olan kardeşine bakmaktan, onunla birlikte olmaktan imtina ediyorsun’ diyerek bizleri uyarması bu kardeşlik anlayışının bir sonucudur. Esasında Hz. Ali Efendimiz’in o güzel sözü de İslam’ın, irfan mektebinin, irfan medeniyetinin asırlar boyunca en önemli düsturlarından biri olmuştur. Hz. Ali, Malik Bin Eşter'i, Mısır Valisi olarak gönderirken diyor ki, ‘Bil ki insanlar iki sınıftır. Ya yaradılıştan eşindir, ya dinde kardeşindir.’ Bizim irfan medeniyetimizin bağlıları hayat felsefelerinin temelinde bu görüşü esas almışlardır. İnsanlar yaradılışta eşimiz, Müslümanlar da dinde kardeşimizdir.”

Hz. Mevlana ve O’nun geleneğini asırlar boyunca devam eden, sürekli pınarından soğuk, buz gibi, zemzem gibi su akıtan bir irfan çeşmesine benzeten Bakan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“İşte onun için insanlar hala dünyanın her yerinde Hazreti Mevlana’nın görüşlerini dinliyor, hala her sene Konya’ya çok sayıda insan Türkiye’den ve dışarıdan bu ihtifalin bir parçası olmak için geliyor. Bu büyük değerin farkında olmamız, Konya olarak bu büyük hazinemizin bize vermiş olduğu zenginliklerden istifade etmemiz, akıllı ve inançlı olmamızın gereklerinden birisidir. Günümüzde insanların, hatta İslam dünyası içerisinde, kendisinin İslam dairesi içerisinde olduğunu iddia eden bazı çevrelerin ayrıştırıcı, ötekileştirici ve dışlayıcı üslupları  ve tarzlarına karşı ve maalesef bunlar üzerinden insanlara hayatı neredeyse yaşanmaz hale getiren, baskıları, zorbalıklarına karşı, Hz. Mevlana’nın ötekileştirmeyen, ayrıştırmayan, birleştirici, uzlaştırıcı ve insanların hepsini derleyici, toparlayıcı sözlerine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.”

Hz. Mevlana’nın, İslam’ın ikinci büyük yükselişi olarak nitelendirilen irfan medeniyetinin Anadolu toprakları içerisindeki abide şahsiyetlerinden birisi olduğunu vurgulayan Bakan Numan Kurtulmuş, “İslam’ın büyük fütuhatı kılıçların gölgesinde gerçekleşmemiştir. Gönül erlerinin, alperenlerin, irfan medeniyetinin büyük erenlerinin insanların gönlünü fethetmesiyle gerçekleşmiştir. Hz. Mevlana, kendi dönemi içerisinde bu büyük mektebin en büyük alimi olmuştur.” dedi.

“Hazreti Mevlana'nın görüşleri ve fikirleri üzerinden, Mevlana'yı sanki ayrı bir şeymiş, İslam dairesinin dışında, hümanist bir ekolün temsilcisi ve kurucusuymuş gibi göstermek Mevlana'ya yapılacak en büyük hakaret en büyük haksızlıktır.” Diyen Bakan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Hz. Mevlana, İslam geleneğinin tam göbeğinde, İslam inancının en güzel şekilde gelişmesini sağlayan bir Müslüman, bir bilge, bir mürşid ve bir rehber olarak insanların karşısında duruyor. Onun İslam dairesi içerisinde söylemiş olduğu, insanların her birisini yaradılıştan eş olarak gören görüşünü, maalesef bir takım yanlış hümanistik görüşlerin parçası olarak anlatmaya çalışmak, haksızlıktır.” 

Şeb-i Arus törenlerinin, amacı dışında sadece turistik bir gösteri haline dönüştürülmemesi gerektiğinin altını çizen Bakan Kurtulmuş, “Üzerine Mevlevi kıyafeti giyen 3-5 kişinin, hem de bazı uygunsuz yerlerde, ‘Biz sema yapıyoruz’ diyerek ortaya çıkması, herhalde Mevlana’yı en çok rencide edecek hususlardan biridir. Şeb-i Arus törelerinin bir şekilde marka haline getirilmesi için süreç tamamlanmıştır. Konya’daki Şeb-i Arus, tek Şeb-i Arus töreni olacak. Bu anlamda Bakanlığımızın gözetimi, altında gerçekten Mevlevi geleneklerine uygun bir şekilde Şeb-i Arus törenleri sürdürülecek.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Numan Kurtulmuş, bir Kültür ve Turizm Bakanlığının Hz. Mevlana’nın hayatını anlatan bir sinema filmi çalışmasının olup olmadığını sorması üzerine, “Bakanlığımızın sinema sektörüne ciddi destekleri vardır. Bu destekler sayesinde de 2002 yılında 9 film üretilirken 2016 yılında Türkiye'de 135 film üretilmiştir. Buradan açık çağrıdır, Hz. Mevlana’yla ilgili film yapmak isteyen arkadaşlarımız, gelsinler, bunu projelendirsinler, Bakanlığımıza müracaat etsinler. Biz Bakanlık olarak, doğru projelerin, gerçekten ses getirecek, dünya çapında Mevlana’nın tanıtılmasında etki yapacak projeleri destekleriz.” yanıtını verdi.

Bakan Numan Kurtulmuş, toplantının ardından Mevlana Müzesi’nde incelemelerde bulundu.
(01.12.2017)

  • 1 (2).jpeg
  • 1 (3).jpeg
  • 1 (4).jpeg
  • 1 (9).jpeg
  • 1 (5).jpeg
  • 1 (11).jpeg
  • 1 (6).jpeg
  • 1 (8).jpeg
  • 1 (7).jpeg
  • 1 (1).jpeg