T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ

'HERAKLES LAHİDİ' ARTIK ANTALYA MÜZESİNDE SERGİLENİYOR

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş: “Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak ilgili bütün birimlerimizle yıllardır bir hafiye gibi çalışarak, Türkiye’den kaçırılan eserlerin peşinde koşuyoruz.” 

Bakan Numan Kurtulmuş: “Yeni kapıları tıklayacağız ve yeniden güçlenmekte olan Türkiye turizminin 2014-2015’ler seviyesine, hatta daha ileriye gitmesine gayret sarf edeceğiz.”

Bakan Kurtulmuş: “Antalya’da yeni bir müzenin kurulması için çalışmalar zaten belli bir seviyede. Bunun güzel, geniş bir alanda inşa edilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

 
Türkiye’den yaklaşık 50 yıl önce kaçırılarak İsviçre gümrüğünde ele geçirilen ‘Herakles Lahidi’ artık Antalya Müzesinde sergileniyor. 

Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin Cenevre’den teslim alarak yurda getirdiği lahit, Bakan Numan Kurtulmuş tarafından ziyarete açıldı.  

Herakles Lahidi’nin, Perge’deki tarihi alandan, 1960’larda kaçırılarak yurt dışına götürüldüğünü dile getiren Bakan Numan Kurtulmuş, lahidin Türkiye topraklarından kaçırılmış binlerce, belki de daha fazla sayıda eserden sadece birisi olduğuna vurgu yaptı. 

Herakles Lahidi’nin, Antalya Müzesindeki açılış töreninde bir konuşma yapan Bakan Numan Kurtulmuş, Batı’da sergilenen bu eserlerin çok az bir kısmının yasal yollarla gittiğine işaret ederek, önemli bir kısmının yasa dışı şekilde kaçırılmış olabileceğini söyledi.
 
Eserlerin Peşinden Hafiye Gibi Koşuyoruz


Herhangi bir eseri bulunduğu doğal yerinden almanın, ne şekilde olursa olsun, asla hoş görülemeyeceğini, asla meşru sayılamayacağını kaydeden Bakan Kurtulmuş şunları söyledi:

“Bugün Batılı birçok müzede sergilenen o eserlerin anında ilgili ülkesine geri gönderilmesi, çalındığı ya da alındığı yerlere geri döndürülmesi insanlığın bir gereğidir. 

Ancak bunlar kolay olmuyor. Birleşmiş Milletler’in, UNESCO’nun 1970’te imzalamış olduğu ‘Kültürel Varlıkların Korunmasına İlişkin Anlaşma’ çerçevesinde, çok yoğun uğraşlar sonucu gerçekleşiyor. 

Tabiri caiz ise biz Türkiye olarak, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak ilgili bütün birimlerimizle yıllardır bir hafiye gibi çalışarak, Türkiye’den kaçırılan eserlerin peşinde koşuyoruz. 

Bugün itibariyle, 15 ülkeden 57’ye yakın tespit edilmiş eserle ilgili süreçler, yazışmalar devam ediyor. Bunların içerisinde, Louvre Müzesi’nde sergilenen eserlerde dâhil olmak üzere, peşinde olduğumuz eserler var. İnşallah bunları da alacağız. Gayret ediyoruz. 

Basın mensuplarımız da hem Türkiye kamuoyunun ilgisinin artırılması hem de uluslararası camiada Türkiye’nin kültürel, tarihi zenginliğinin bir kere daha hatırlatılması bakımından önemli bir fonksiyon icra ediyorlar.” 

Algı Operasyonlarına Rağmen Yürüyüşümüze Hızla Devam Ediyoruz

Herakles Lahidi’nin, Türkiye’den 1960 yılında kaçırılarak, 2011 yılında İsviçre’de bulunduğunu dile getiren Bakan Kurtulmuş, 2011 yılından itibaren yapılan müzakereler, görüşmeler sonucunda Türkiye’nin hukuk alanında bütün tezlerini ortaya koyduğunu ve bu lahdin Perge’ye ait olduğunu ispatlayarak, bu eserin buraya getirildiğini söyledi. Süreçlerde emeği geçen herkese teşekkür eden Bakan Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Türkiye, Allah’ın bize lütfettiği gerçekten engin kültür, tarih ve medeniyet hazinesi olan bir yerdir. Dünyanın en zengin toprakları üzerinde oturuyoruz. Belki altınımız, petrolümüz, doğalgazımız, başka tabi zenginliklerimiz yok; ama Allah’a çok şükür her yerinden tarih, kültür fışkıran, İslam öncesi ve İslam sonrası medeniyetlere ait olan dünya çapında, eşsiz eserlerin sahibiyiz. Bunların farkında olacağız, bunları gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğiz ve inşallah Türkiye’nin bu kültürel zenginliği, Türkiye markasının tanıtılması noktasında da bizim için en büyük gücü teşkil edecek.” 

Özellikle son yıllarda Türkiye üzerinde bir takım algı operasyonları oluşturulduğuna vurgu yapan Bakan Numan Kurtulmuş, bunların hiçbirisinin tesadüfen olan şeyler olmadığını belirterek, “Bir karanlık odada yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ve özellikle bunların somuta indirgenmiş şekli olarak Türkiye düşmanlığı planlı bir şekilde körükleniyor. Bir turizm, kültür ve tarih kenti olan Antalyamız özellikle geçtiğimiz yıl bu algı operasyonlarından olumsuz etkilenen illerimizden birisiydi. Bu alandaki gelişmeler Türkiye’nin turizmine, Türkiye’nin marka değeri olarak daha fazla güçlenmesine hiç şüphesiz olumsuz etkilerde bulunuyor. Bizim üzerimize düşen turizmi ve kültürü birer yumuşak güç unsuru olarak kullanarak, Türkiye’nin çok daha iyi tanıtılması, Türkiye’nin engin kültürünün, engin tarihi yapısının çok daha güzel bir şekilde dünyaya tanıtılmasını sağlamaktır. Bu çerçevede her gün hedeflerimizi daha da hızlı bir şekilde belirliyor, yürüyüşümüzü çok daha hızlı bir şekilde gerçekleştiriyoruz.” dedi. 

Yeni Kapıları Tıklayacağız

Türkiye’nin turizmini 2104-2015’ler seviyesine, hatta daha ileriye taşımak üzere gayret sarf ettiklerini dile getiren Bakan Numan Kurtulmuş, Uzak Asya’nın kapısını bu çerçevede yeniden çalmaya başladıklarını söyledi.

Türkiye’de turizm ve kültürün birbirinden farklı ama ilişkili iki alan olduğunu belirten Bakan Kurtulmuş, ülkemizin zenginliğini artıracak unsurlar olarak bunlardan istifade edileceğini söyleyerek, şunları kaydetti: 

“Turizm ve kültürü her alanda çeşitlendirerek, güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Turizmin hem alan hem pazar çeşitlendirmesini yapacağız. Yeni kapıları tıklayacağız ve yeniden güçlenmekte olan Türkiye turizminin 2014-2015’ler seviyesine hatta daha ileriye gitmesine gayret sarf edeceğiz. 

Uzak Asya’nın kapısını bu çerçevede çalmaya başladık. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere Uzak Doğu Asya’daki dostlarımızın Türkiye’yi daha fazla ziyaret etmelerini sağlamak için seferberlik ilan ettik.”

Hedefimiz, 50 Milyon Turist 50 Milyar Dolar Gelir

İstanbul’a bugüne kadar 680 bin Alman turistin geldiği belirten Bakan Numan Kurtulmuş, negatif kampanyalara rağmen Avrupa’nın bu algı operasyonundan olumsuz etkilenmediğini dile getirdi. 

Bakan Kurtulmuş şunları söyledi: 

“Ayrıca, Avrupa’daki dostlarımızın artan bu negatif kampanyalara rağmen Türkiye algısının olumsuz etkinlenmediğini görmek de sevindiricidir. Alman seçimleri dolayısıyla Almanya’da neredeyse her gün Türkiye aleyhine bir çuval laf söyleniyor ama Alman turistlerin buna rağmen Türkiye’yi ziyaret etmekten vazgeçmedikleri de ortadadır. 

Sadece bugüne kadar İstanbul’a 680 bin Alman turist ziyarete gelmiştir. Dolayısıyla bu olumsuz algıların süratle giderilmeye çalışıldığını görüyoruz. Sadece Antalya için söylemek gerekirse, şimdiye kadar 8 milyon 300 bin civarında turist geldi. Rakamlar böyle giderse bu yıl 10 milyonu aşacağız inşallah. Türkiye’de de 30 milyonu aşacağız ve böylece turizmde yeniden toparlanmayı başarmış olacağız. Hedefimiz 50 milyon turist, 50 milyar dolar turizm geliridir. Bunun için doğal güzelliklerimiz olduğu kadar, kültürel zenginliğimiz, tarihi derinliğimiz de önemlidir. 

Yeni Antalya Müzesi İçin Çalışmalarımızı Sürdüreceğiz

Antalya’ya yeni bir müze kurulması için çalışmaların belli bir seviyede olduğunu kaydeden Bakan Numan Kurtulmuş, bunun geniş ve güzel bir alanda inşa edilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti ve şöyle devam etti:  

“Anadolu toprakları dünyanın en eski yerleşim yerleridir. Hangi köye, hangi kente gitseniz mutlaka o köyde, o kentte, o şehirde muhteşem bir tarihi eserle karşılaşmak mümkündür. 

Antalya bir açık hava müzesi gibidir, Antalya’dan İzmir’e kadar olan bölge bir açık hava müzesi gibidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolumuz aynı şekilde bir açık hava müzesi gibidir. 

Göbeklitepe’nin bulunması, dünya tarihini ve tarihi algıları değiştirecek kadar önemli bir adımdır. Türkiye’nin her yeri, her bölgesi zengin bir tarih müzesidir. Büyük bir Türkiye sadece ekonomik olarak güçlü bir ülke değil, aynı zamanda tarihi, kültürel ve medeniyet değerleri bakımından da güçlü olan bir Türkiye’dir. 

Onu sağlamak için Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak her iki alandaki çalışmalarımızı stratejik bir yaklaşımla sürdürüyor ve yolumuza devam ediyoruz. 

Antalya’da yeni bir müzenin kurulması için çalışmalar zaten belli bir seviyede. Bunun güzel, geniş bir alanda inşa edilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Kısa bir sürede bunu yapıp, buradaki eserlerin ve başka eserlerin de burada tanıtılmasına inşallah katkıda bulanacağız. 

Türkiye her alanda zor bir dönemden geçiyor. Büyük ülkelerin büyük sıkıntıları, büyük zorlukları olur. Yüksek dağların dumanı, karı çok olur. Bu kadar derin tarihiniz, kültürünüz, güçlü medeniyetiniz olursa başınızın sıkıntıdan kurtulmaması da doğal. Millet olarak bu zenginliklerin farkında olduğumuzu, kıymetini daha iyi bilmemiz gerektiğini ifade ediyoruz. İnşallah şu anda gün yüzüne çıkmamış olan bütün eserlerimizi de gün yüzüne çıkarmamızı Allah nasip etsin. Beraberce bir farındalık oluşturarak bütün bu tarihi mirasımıza sahip çıkıyoruz.”           

Binlerce Eserin İadesi Sağlandı

İsviçre'nin Cenevre Gümrüğünde 2010 yılında ele geçirilerek Türkiye (Perge) kökenli olduğu tespit edilen Herakles Lahdi’nin, Cenevre Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, Türkiye'ye iade edilmesine 2015 yılında karar verilmişti. Ancak karşı taraf konuyu üst mahkemeye taşımış ve iade kararına itiraz etmişti. Karşı tarafın temyiz başvurusunu geri çekmesiyle lahdin Türkiye’ye iadesinde bir engel kalmayarak, karar kesinleşmişti.

İsviçre yetkilileri ile yapılan anlaşma kapsamında lahit Cenevre Üniversitesinde 3 ay süreyle sergilendi. 

Kültür ve Turizm Bakanlığınca Herakles Lahdi ile beraber, 2017 yılında iadesi sağlanan eser sayısı 41’e, 2003 yılından itibaren ise 4 bin 311’e ulaşmıştı. Söz konusu lahit son yıllarda iadesi sağlanan en önemli eserlerden. 

Roma Dönemi Eseri

Yaklaşık 235 cm. boyunda, 112 cm. genişliğinde ve 3 ton ağırlığında olan lahit arkeoloji literatüründe ‘Torre Nove’ olarak adlandırılan tipte ‘Küçük Asya Lahit’ grubuna giriyor. 

Herakles’in 12 işinin üzerinde tasvir edildiği Herakles Lahidi milattan sonra 2’nci yüzyıla tarihlenen bir Roma Dönemi eseri. 

Herakles, mitolojide insanın doğaya karşı yenilmez oluşunu, kuvvet ve dayanıklılığı simgeler ve döneminin inanışına göre, lahidin sahibi, ölümünden sonra lahitte işlenen Herakles’in 12 görevi çerçevesinde tanrılara yakınlaşmayı amaçlar. Döneminin tipik özelliklerini göstermesi nedeniyle de önemli bir eserdir.     

(24.09.2017)

  • h4.jpg
  • h2.jpg
  • h5.jpg
  • h6.jpg
  • h7.jpg
  • h15.jpg
  • h14.jpg
  • h13.jpg
  • h12.jpg
  • h11.jpg
  • h10.jpg
  • h9.jpg
  • h8.jpg
  • h3h.jpg
  • h1.jpg