T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ

BAKAN AVCI ESKİŞEHİR’DE TOPLU AÇILIŞ TÖRENİNE KATILDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Benim devletimin bakanına, hem de bir bayan bakanına kapıları kapatan ve kendi toprağım sayılan konsolosluğuma sokmayanlara bizim de kapılarımız kapalıdır. Benim Dışişleri Bakanıma uçuş yasağı getirenlere, kusura bakmasınlar bundan sonra bizim de uçuş yasağımız vardır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terbiyesizliğe bak, dalga mı geçiyorsun? Sen kendi çıkarın için Türkiye gibi bir devlete her türlü haydutluğu yapacaksın, ondan sonra hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edeceksin"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hadi batılıların cumhurbaşkanlığı sistemine neden karşı olduklarını anladım, karın ağrılarının sebebini her gün biraz daha net görüyoruz, peki içimizdeki Hollandalılara ne oluyor?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ne diyor bu Kılıçdaroğlu? 'Artık meclis kapatılıyor' diyor. Ayıptır ya. Meclisin kapatıldığı falan yok, niye yalan söylüyorsun, dürüst ol dürüst"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Parlamentoda görev yapmak askerlikten çok daha mı seviyesiz bir şey? Askerlik bizim için ne kadar kutsalsa milletvekilliği de bizim için o kadar kutsal bir görevdir. Yeter ki hakkını vererek o görevi yapalım. 15 Temmuz gecesi o Gazi Meclisin içinde bulunan milletvekillerimi aşağılamaya ey Kılıçdaroğlu senin hakkın yok. Bunu bilesin"

Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı: “İç ve dış mihrakların toplu iğnesini bile kendi üretemeyen dünkü Türkiye'ye dünün Türkiyesi'ne döndürmenin savaşını verdikleri bir dönemde biz ülkemize, vatandaşlarımıza hizmet etmeye devam edeceğiz”


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Benim devletimin bakanına, hem de bir bayan bakanına kapıları kapatan ve kendi toprağım sayılan konsolosluğuma sokmayanlara bizim de kapılarımız kapalıdır. Benim Dışişleri Bakanıma uçuş yasağı getirenlere, kusura bakmasınlar bundan sonra bizim de uçuş yasağımız vardır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eskişehir'de toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, bugüne kadar ne yaptılarsa, milleti daha mutlu, müreffeh, huzurlu, geleceğinden emin hale getirmek için yaptıklarını söyledi.

Eğitim, sağlık, adalet, toplu konut, ulaşım, haberleşme, sosyal yardımlaşma ve diğer tüm alanlarda ülkeye çağ atlattıklarını ifade eden Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Huzur, mutluluk, refah yok." dediğini anımsattı. Erdoğan, "Yazıklar olsun, eline diline dursun. Sen, Sosyal Sigortalar Kurumunun başındayken hastanelerimizin halini benim vatandaşlarım bilir. İlacımızı alamıyorduk, kuyruklarda sıraya giriyorduk, tedavi olamıyorduk. Kimdi o zaman genel müdür? Sendin. Fakat bunda yalan diz boyu. Şimdi çıksın, sor buna 'Benim dönemimdeki sağlık hizmetleri hiçbir dönemde olmadı' der." diye konuştu.

Dikili Ağacın Var Mı?


Erdoğan, Yunus Emre Devlet Hastanesinin vatandaşların emrinde olduğunu, ilave de yapıldığını anımsatarak, Kasımda 2 bin 100'ü aşkın yatak sayısıyla Eskişehir Şehir Hastanesinin devreye gireceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz buyuz, farkımız bu. Zira biz, bu millete, Kanuni Sultan Süleyman gibi hedef koyduk. 'Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.' Bir sağlıklı nefesi, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyeye feda eden ecdadımızın yolundayız biz. Ey Kılıçdaroğlu, senin daha çok bu yolları gezmen, tepmen, dolaşman gerekir. Sende hizmet aşkı yok, sende dert yok. Dikili ağacın var mı, sorun bakalım. Biz bütün yaptıklarımızı kendimiz için değil, milletimizden aldığımız destekle, milletimiz için yaptık.

Şimdi de ülkemizi yeni bir yönetim sistemine kavuşturmak için çalışıyoruz. Halkoylamasından sonra inşallah cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemine geçiyoruz. Birileri ısrarla, yeni yönetim sistemini şahsıma bağlayarak izah etmeye çalışıyor. Kardeşlerim biz faniyiz. Her an ölebilir miyiz; ölürüz. Ve kardeşlerim hepimiz o musallaya geleceğiz Müslümansak. Hoca efendi ne diyecek; 'Er kişi niyetine', 'Hatun kişi niyetine...' Cumhurbaşkanı da olsan, başbakan da olsan, milletvekili, bakan da olsan 'Er kişi niyetine, hatun kişi niyetine' diyecek, cenaze namazını kıldıracaklar, gömecekler. Gömdükten sonra da bir daha mezara uğrarlarsa ne ala."

Erdoğan, "Durnamın ganedi uzun/ Gelir yazın gider güzün/ Sılaya da mektup yazın/ İşte de geldim gidiyorum, sılayı terk ediyorum." şeklindeki Eskişehir türküsünün dizelerini okudu. 

Kendilerinin de yazın gelip, güzün giden turnalar gibi ebedi aleme göçeceklerini, sılayı terk edeceklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin, getirdikleri cumhurbaşkanlığı sistemiyle 2023 hedeflerine ulaşacağını, ardından 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçireceğini belirtti.

Avrupanın Demokratlığı... 

Erdoğan, 16 Nisan'da yeni sistemin oylanacağını ifade ederek, "Eskişehir büyük Türkiye için evet diyor mu? Eskişehir güçlü Türkiye için evet diyor mu? Eskişehir istikrarlı Türkiye için evet diyor mu? Eskişehir daha zengin Türkiye için evet diyor mu?" sorularını yöneltti. Evet yanıtını alan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Emin olunuz demokrasinin ve özgürlüklerin batı ülkelerinin bile ötesinde yaşandığı, yaşatıldığı bir yerdir. Avrupa ülkelerinin, tüm demokratlıklarının, tüm özgürlükçülüklerinin işin ucu kendi çıkarlarına dokununcaya kadar olduğunu hep birlikte gördük mü? Bu ülkelerde iktidarda olan partileri baktılar ki ırkçılık, faşistlik, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı prim yapıyor, hepsi de demokrasiyi, hakkı, hukuku, adaleti bir kenara bırakıp o tarafa yöneldiler.

AB Adalet Divanı karar alıyor. Başörtüsünü yasaklıyor. Bıktık ya bıktık. Hani din özgürlüğü, inanç özgürlüğü vardı? Sıkıysa kipayı da yasaklasana. Yasaklayabilir mi? Bunlar çok yüzlü. Türkiye başta olmak üzere, kendileri dışındaki herkese kriter dayatanlar bunlar değil mi? Türkiye'nin bir bakanı, kendi vatandaşlarıyla buluşmak için geldiğinde olağanüstü hal ilan etmenin neresi özgürlükçülüktür? Kim bu belediye? Belediye olağanüstü hal ilan ediyor. Hükümet değil ha. Hale bak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de kardeş şehir belediyesi olduğu için hemen ertesi gün kendilerine kardeşlik sözleşmelerini iptal etmelerini söyledik. Bitti o iş. Antidemokratik, inanç özgürlüklerine karşı, benim devletimin bakanına, hem de bir bayan bakanına kapıları kapatan ve kendi toprağım sayılan konsolosluğuma sokmayanlara, bizim de kapılarımız kapalıdır. Benim Dışişleri Bakanıma uçuş yasağı getirenlere, kusura bakmasınlar bundan sonra bizim de uçuş yasağımız vardır. "

Bu Ülkeye, Bu Millete Dostluk Eden Herkese Nasıl Vefa Gösteriyorsak, Husumet Gösteren Herkese Bunun Bedelini Ödetmek Boynumuzun Borcudur


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terbiyesizliğe bak, dalga mı geçiyorsun? Sen kendi çıkarın için Türkiye gibi bir devlete her türlü haydutluğu yapacaksın, ondan sonra hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edeceksin. Bu ülkeye, bu millete dostluk eden herkese nasıl vefa gösteriyorsak, husumet gösteren herkese bunun bedelini ödetmek boynumuzun borcudur. Aksi takdire milletimize, tarihimize mahcup oluruz." dedi.

Erdoğan, Eskişehir'de düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, Hollanda'nın skandal tavrına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Uluslararası hukuku çiğneyen bunlar. Bunlar var ya bunlar, hiçbir sözlerine güvenilmez." ifadelerini kullanan Erdoğan, "Benim Fatma Betül kardeşimi karşılamaya gelen vatandaşların, soydaşların üzerine atlarıyla, itleriyle, tepeden tırnağa silahlı polisleriyle saldırmanın neresi demokratlıktır. Benim Hüseyin Kurt kardeşimi yere yatırıp, köpeklere parçalatanların eski Roma'daki gladyatörlerden ne farkı var? Hiçbir farkı yok, aynı. Artık geri dönüyoruz, geri gidiyoruz, hale bak." diye konuştu. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Seçim bitince de hemen geri çark ediyor. 'Hadi kaldığımız yerden devam edelim' diyorlar, yok öyle yağma, yok. 'Oturup bir yemek yeriz, kahvaltı yaparız...' Terbiyesizliğe bak, dalga mı geçiyorsun? Sen kendi çıkarın için Türkiye gibi bir devlete her türlü haydutluğu yapacaksın, ondan sonra hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edeceksin. Bu ülkeye, bu millete dostluk eden herkese nasıl vefa gösteriyorsak, husumet gösteren herkese bunun bedelini ödetmek boynumuzun borcudur. Aksi takdire milletimize, tarihimize mahcup oluruz.

Ağızlarındaki baklaları yavaş yavaş çıkarmaya, yüzlerindeki maskeleri indirmeye, gerçekleri ucundan kıyısından da olsa söylemeye başladılar. Onların rahatsızlığı şahsımdan ve hükümetten değildir. Onlar Türkiye'nin ekonomisiyle, demokrasisiyle, bölgesinde ve dünyadaki konumuyla, kendilerine ihtiyaç duymayan yere gelmesinden rahatsızlar. Çünkü onların hayalindeki Türkiye, her şeyiyle kendilerine bağımlı olan, istedikleri gibi itip kakabilecekleri bir Türkiye'dir. Kendi ülkelerindeki Türkler için de aynı duyguları taşıyorlar. Dün ülkelerine en zor, en sıkıntılı işleri yaptırmak için getirdikleri Türklerin bugün kendi işlerinin sahibi olmalarından, kariyer sahibi pozisyonlara gelmelerinden rahatsızlık duyuyorlar. Fabrikada işçi olarak çalışan Türklere itirazları yok ama o fabrikanın sahibi, mühendisi, yöneticisi olan Türk'e artık tahammül edemiyorlar."

Meydandakilerin "Yol ver gidelim, Avrupa'yı ezelim" sloganları üzerine Erdoğan, "Gençler, şu anda hiç oralara gerek yok, biz ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracağız. Buradan Avrupa'daki vatandaşlarıma, kardeşlerime sesleniyorum. Yaşadığınız, çalıştığınız yerler artık sizin sılanızdır, yeni vatanınızdır, oralara sıkı sahip çıkın. Daha çok iş yeri açın. Çocuklarınızı daha iyi okullarda okutun. Ailenizi daha iyi semtlerde yaşatın. En iyi arabalara binin, en güzel evlerde oturun. Üç değil beş çocuk yapın. Çünkü Avrupa'nın geleceği sizlersiniz. Size yapılan terbiyesizliklere, düşmanlıklara, haksızlıklara vereceğimiz en güzel cevap işte bu olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Sıkıysa Desinler

Yarın Çanakkale'de dünyanın bir numaralı köprüsünün temelinin atılacağını anımsatan Erdoğan, köpürün bedelinin yaklaşık 11 milyar dolar olduğunu kaydetti.

"Hani Türkiye ekonomik olarak çökmüştü, batmıştı, bitmişti?" diyen Erdoğan, köprünün Türk-Kore ortak girişimiyle yapılacağını ifade etti.

"Cebimizden bir kuruş çıkmıyor. Konsorsiyum yapacak, niye? Türkiye güvenli bir ülke, güvenilir bir ülke, onun için." ifadesini kullanan Erdoğan, "Türkiye'yi anlayan, anlıyor. Anlamayan o inadında devam ediyor. Biz Türkiye'de hayırcıları yeni tanımadık, eski tanıyoruz. Hatırlayın, şu anda 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yapılırken ona hayır diyenleri biliyorsunuz değil mi? Aynı şekilde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne, Osmangazi Köprüsü'ne, 3 yılda 200 milyon insanın geçtiği Marmaray Tüneli'ne, Avrasya Tüneli'ne hayır diyenleri biliyorsunuz değil mi? Şimdi acaba merak ediyorum, Çanakkale Köprüsü'ne ne diyecekler?" diye sordu.

Meydandakilerin "Hayır diyecekler?" yanıtı üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Diyebilirler mi? Sıkıysa desinler, diyemezler. Çünkü hep yanıldılar. Derler, üzerinden geçerler. Varsın geçsinler. Biz ne diyoruz: At denize balık bilmezse halik bilir. Biz bunun için varız." dedi.

Erdoğan, "Eskişehir, 16 Nisan'da Avrupalı faşist siyasetçilere hadlerini bildirmeye hazır mı? Avrupa'da yaşayan 6 milyon vatandaşımıza destek olmaya hazır mı?" diye konuştu.

Kılavuzu Avrupa'daki Faşistler Olan Bir Partinin Varacağı Yer, 1940'ların Tek Parti CHP'si Dönemidir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hadi batılıların cumhurbaşkanlığı sistemine neden karşı olduklarını anladım, karın ağrılarının sebebini her gün biraz daha net görüyoruz, peki içimizdeki Hollandalılara ne oluyor?" dedi.

Erdoğan, Eskişehir valiliği önünde düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun yurt dışında katıldığı programları eleştirdi.

Feyzioğlu'nun Türkiye'den kaçıp, Avrupa'ya giden teröristlerle ortak salon toplantıları yaptığını ifade eden Erdoğan, "Sen nasıl hukukçusun, nasıl baro başkanısın? Bir baro başkanı Avrupa'da böyle bir çalışmaya katılabilir mi? Üstelik de sen suç işlemiş, hukuku çiğneyen, hukuku tanımayan kişilerle nasıl bir arada olursun? Sen bu ülkede nasıl bir hukukçu kılığıyla dolaşacaksın?" diye konuştu.

Kılavuzu Karga Olanın...

Bu tür eylemlerle hareket edenlere karşı, 16 Nisan'a kadar kapı kapı dolaşılmasını isteyen Erdoğan, kadınları evlerde anayasa değişikliğini içeren 18 maddeyi vatandaşlara anlatmaya davet etti.

Batılıların cumhurbaşkanlığı sistemine neden karşı olduklarını anladığını, karın ağrılarının sebebini her gün biraz daha net gördüklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Hadi Batılıların cumhurbaşkanlığı sistemine neden karşı olduklarını anladım, karın ağrılarının sebebini her gün biraz daha net görüyoruz, peki içimizdeki Hollandalılara ne oluyor? Ana muhalefetin başındaki zat ve avanesi terör örgütleriyle bir olmuşlar içinde olmayan her şeyi içindeymiş gibi göstererek Anayasa değişikliğini karalamaya çalışıyorlar. Güya anayasa değişikliğini kötülemek için sağa dönüyorlar gençlerimize hakaret ediyorlar, sola dönüyorlar parlamentoya hakaret ediyorlar, ileri bakıyor muhtarlara hakaret ediyorlar. Bunlarla da kalmıyor, Suriyeli muhacirleri milletimize hedef gösteriyorlar. Hollanda'daki, Almanya'daki, Avusturya'daki ırkçılar  kendi ülkelerindeki Türkler ve Müslümanlar için ne yapıyorlarsa bunlar da aynı taktiği ülkemizdeki Suriyeliler'e uygulamaya çalışıyorlar. Kılavuzu karga olananın nokta nokta. Kılavuzu Avrupa'daki faşistler olan bir partinin varacağı yer, 1940'ların tek parti CHP'si dönemidir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasa değişikliğine karşı çıkanların paketin içindeki maddeleri hiç okumadığı gibi Türkiye'de misafir edilen mağdurlar ve mazlumlara verilen hizmetlere de hiç bakmadıklarını kaydetti.

Eskişehir yöresine ait "Yol üstüne kuruverdim kazanı, ben isterim okuyanı yazanı, yol üstüne kuruverdim pazarı, ben istemem şaşkın şaşkın gezeni" türküsünün sözlerini okuyan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hani okumaları yazmaları yok diyeceğiz ama hepsinin de elinde kapı gibi güya diplomaları var. Bunlar okumuşlar ama anlamamışlar. İşte eğitimle irfan arasındaki fark budur. Eğitim sadece cehaleti alır. İdrakınız yoksa irfan sahibi olamazsınız. Bizim milletimiz var ya, dağdaki çobanından şehirdeki memuruna kadar tüm fertleriyle irfan sahibi olduğu için her tehdidin, her tehlikenin karşısında ülkesinin, devletinin yanında yer alıyor. Tabii arada ana muhalefetin başındaki zat gibi nasipsizler de çıkabiliyor."

Erdoğan, Yenikapı mitingi için davet ettiği MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin davete icabet ettiğini, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ise ilk etapta olumsuz yanıt verdiğini, sonrasında birilerinin devreye girdiğini ve cevabın olumlu yönde değiştiğini anımsatarak, Kılıçdaroğlu'nun sonrasında ise Yenikapı'da düzenlenen mitingi sahiplenemediğini bildirdi.

CHP'ye gönül veren vatandaşlar için üzüldüğünü vurgulayan Erdoğan, "Eski sistemde yüzde 15 de olsa, yüzde 25'te kalsa koalisyon yoluyla, vesayet güçleri vasıtasıyla bir şekilde ülke yönetimine ortak olma şansları vardı. Yeni yönetim sisteminde artık milletin yüzde 50 artı bir oyunu almadan yürütme gücüne tesir etmek mümkün değil. Elbette Mecliste temsil imkanı olacak ama bu genel başkanın kafasıyla bir CHP'linin cumhurbaşkanlığını göremeyiz, çocuklarımız da muhtemelen göremeyecektir, torunları görür mü onu bilmiyorum artık." diye konuştu.

Sistem Yeni İsimlerin, Yeni Liderlerin Çıkmasına İmkân Sağlayacak

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun katıldığı bir televizyon programında, "Evet çıkarsa istifa edecek misiniz?" sorusuna "Niye istifa edeyim ki?" şeklinde yanıt verdiğini anımsatan Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun daha önce de kabul ettiği halde istifa etmediğini  ifade etti.

Kılıçdaroğlu'nun bugüne kadar 7 seçim kaybettiğini, ancak istifa etmediğini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

"Varsın 8 seçim kaybetmiş olsun, ne olacak ki. Sürekli bir tek adam lafı edip duruyor ya, aslında kendisini tarif ediyor. Türkiye 16 Nisan'da işte bu zihniyetten kurtuluyor. Çünkü Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri 5 yılda bir yapılacağı için öyle 7-8 seçim kaybedip genel başkanlık koltuğunda oturmak mümkün olmayacak. Sistem, siyasetin kendi doğal seyri içinde yeni isimlerin, yeni liderlerin çıkmasına imkan sağlayacak. 16 Nisan halk oylamasının ülkemize en büyük faydalarından birisi de işte bu yenilenmenin yolunu açması olacak. Birileri anayasa değişikliği paketini mecrasından saptırmaya çalışıyor. Ana muhalefet partisinin başındaki zat meseleden öyle uzak ki neyi savunduğundan, neye karşı çıktığından öylesine habersiz ki her şeyi birbirine karıştırıyor."

Kanun Teklif Etme Yetkisi Cumhurbaşkanında Değil, Tamamen Mecliste. Cumhurbaşkanı, Bütçe Dışında Hiç Bir Teklifte Bulunamaz. Her Şey Parlamentoya Ait


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne diyor bu Kılıçdaroğlu? 'Artık meclis kapatılıyor' diyor. Ayıptır ya. Meclisin kapatıldığı falan yok, niye yalan söylüyorsun, dürüst ol dürüst. Kanun teklif etme yetkisi cumhurbaşkanında değil, tamamen mecliste. Cumhurbaşkanı, bütçe dışında hiç bir teklifte bulunamaz. Her şey parlamentoya ait." dedi.

Erdoğan, Eskişehir Valiliği önündeki toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Cumhurbaşkanı başka partiden, Başbakan başka partiden olursa kriz çıkar." dediğini ifade ederek, "Hay ağzına sağlık." dedi.

Kılıçdaroğlu'nun bu sözleri alandakilere dinletildi.

"Tanıdınız mı?" diye soran Erdoğan, "Yanlışlıkla da olsa doğruyu söylemiş. Aynen, akrep ve yelkovanlı saat gibi. Bir kere doğruyu söyleme durumu var. Bu da söyledi. Yahu, işte biz de böyle olmasın diye cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığı birleştiriyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yapılan değişikliği anlattı. Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bundan sonra başbakanlık yok, ey Kılıçdaroğlu anladın mı? Yok, bundan sonra başkan var, yeteri sayıda da başkan yardımcısı var. Bu bir olabilir, iki olabilir, üç olabilir. Bunu kim tayin eder, cumhurbaşkanı. Buna niye ihtiyaç duyuldu? Çok partili hayata geçtiğimizden beri yaşadıklarımıza şöyle bir bakın, inceleyin. Herkes bunun sebebini anlar. Türkiye cumhurbaşkanları ile başbakanlarının çekişmesi veya cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşanan krizler yüzünden çok büyük bedeller ödedik. Bu iki başlı yapı, yeri geldi darbelere gerekçe oldu, yeri geldi ekonomik krizlere yol açtı. Yeri geldi meclisin ve hükümetin devre dışı bırakılmasına sebebiyet verdi.

Sayın Sezer, merhum Ecevit'in yüzüne Anayasa kitapçığını fırlattı, ertesi gün ekonomi alt üst oldu, milyarlarca dolara mal oldu. Bunlar aynı ekoldendi, aynı ekolden olmalarına rağmen böyle oldu. Kardeşlerim, bunları bilmemiz lazım. Peygamber Efendimiz, 'Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz' buyuruyor. Fakat biz bırakın 2, 12 defa ısırılmışız, yine de ayağımızı delikten çekmemekte ısrar ediyoruz. Halbuki bu sistem alternatifsiz değildir. Dünyanın en gelişmiş 20 ülkesinin yönetim biçimleri ortada. Biz G-20 olarak bunun nesiyiz? Üyesiyiz. Hepsini gayet iyi biliyorum, iyi tanıyorum. Yarıya yakını başkanlık veya yarı başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Parlamenter sistemle yönetilen gözükenlerin çoğunda da monarşi var, genel vali var. Öyleyse sürekli tıkanan, aksayan, işlemeyen, bedel ödeten sistemi sürdürmekte niye inat edelim?"

Değişim Talebi Yeni Değil

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sistemle ilgili değişim talebinin yeni olmadığını, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken bununla ilgili açıklamaları olduğunu söyledi.

"Şu anda büyükşehirlerin belediye başkanlığı sistemi, bizim sistemden daha ideal." diyen Erdoğan, şimdi bunun benzerinin geldiğini belirtti.

Erdoğan, eski sistemin yol açtığı acıları tattığını söylediği Demirel'den Özal'a, Erbakan'dan Türkeş'e kadar herkesin aynı talebi dile getirdiğini kaydetti.

"Cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığı birleştirirken, meclisi devre dışı mı bırakıyoruz?" diyen Erdoğan, "Kesinlikle değil, tam tersine meclisi asli görevi olan yasama konusunda çok daha etkin hale getiriyoruz." şeklinde konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Ne diyor bu Kılıçdaroğlu? 'Artık meclis kapatılıyor' diyor. Ayıptır ya. Meclisin kapatıldığı falan yok, niye yalan söylüyorsun, dürüst ol dürüst. Kanun teklif etme yetkisi cumhurbaşkanında değil, tamamen mecliste. Cumhurbaşkanı, bütçe dışında hiçbir teklifte bulunamaz. Her şey parlamentoya ait. Eski sistemde kanun tasarıları yoluyla hükümetler meclisi kontrol altında tutuyordu. Yeni sistemde hükümetin böyle bir imkanı kalmıyor. Niye? Hükümet, cumhurbaşkanının atamış olduğu üyelerden oluşuyor, seçilmiş değil. Parlamentodan hükümete alınan kişiler dahi olsa, onlar istifa ederek kabineye üye olmak durumunda. Anlatabildim mi? 

Meclisin çıkardığı kanunlar, cumhurbaşkanlığı kararnamesinin üstündedir. Şimdi diyorlar ki cumhurbaşkanı kararname çıkaracak. 'Bu, onlarla yönetecek' ülkeyi diyor. Yapma, etme, bak anayasanın tüm maddeleri her şeyin üstündedir. Parlamentonun çıkardığı kanunlar her şeyin üstündedir. Bir konuda parlamentonun çıkardığı kanunla, cumhurbaşkanının çıkardığı kararname olamaz. Cumhurbaşkanı, eğer o konuda bir yasal düzenleme varsa zaten kararname çıkaramaz. Cumhurbaşkanının yasamayı devre dışı bırakma ihtimali kesinlikle yoktur. Daha da öteye geçerek, meclisi cumhurbaşkanına karşı, güçlü denetim imkanları ile donatıyoruz."

Fesih Yok, Gene Yalan Söylüyorsun

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Cumhurbaşkanı istediği zaman meclisi feshedebilir" dediğini anımsatarak, "Ortada fesih diye bir şey yok. Gene yalan söylüyorsun. Cumhurbaşkanı veya meclis, belli şartlar altında hangisi talep ederse, her ikisini de kapsayacak şekilde erken seçime gidilebiliyor. Yani cumhurbaşkanı meclisi seçime götürüp kendisi yerinde kalmıyor. Meclis de seçime gider ama cumhurbaşkanı da seçime gider, aynı anda, aynı gün seçimler yenilenir, feshedilmez. Her hal ve şart altında seçimler birlikte yapılıyor." ifadesini kullandı. 

Bu düzenlemenin amacının, geçmişte yaşanılan tıkanıklıklara meydan vermemek olduğunun altını çizen Erdoğan, "Birileri yalan ve çarpıtmayla gemilerini yürütmeye çalışıyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemindeki diğer düzenlemeler hakkında da bilgi verdi.

Askeri mahkemelerin kapatıldığını, yargıdaki çift başlılığın ortadan kalktığını belirten Erdoğan, "Yani hem askeri hem de sivil mahkeme olmayacak, sadece sivil olacak. Yargıda bağımsızlığın yanına tarafsızlık ilkesi geliyor. Yargı hem bağımsız hem tarafsız oluyor. HSYK'nın yapısı değişiyor. Diyor ki 'HSYK'yı da cumhurbaşkanı atıyormuş.' Yok böyle bir şey. HSYK'nın 4 üyesini cumhurbaşkanı atayabiliyor, 7 tanesini beşte üç çoğunlukla neresi atıyor? Hani yok dediği meclis var ya o meclis atıyor. 2 üyenin bir tanesi adalet bakanı, diğeri müsteşar. Görüldüğü gibi bu sistemin ülkenin, devletin, milletin çıkarlarına aykırı hiçbir tarafı yoktur. Yürütme güçlü olacak, yasama güçlü olacak, yargı güçlü olacak, böylece Türkiye güçlü olacak, milletimiz güçlü olacak." diye konuştu.

Genç, Dinamik, Şuurlu, Bilgili, İlim İrfan Sahibi, Ahlaklı Bir Gençlikle Dinamik Bir Parlamento İnşa Edeceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Parlamentoda görev yapmak askerlikten çok daha mı seviyesiz bir şey? Askerlik bizim için ne kadar kutsalsa milletvekilliği de bizim için o kadar kutsal bir görevdir. Yeter ki hakkını vererek o görevi yapalım. 15 Temmuz gecesi o Gazi Meclis'in içinde bulunan milletvekillerimi aşağılamaya ey Kılıçdaroğlu senin hakkın yok. Bunu bilesin." dedi.

Erdoğan, Eskişehir'de toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, en büyük gayreti gençlerden beklediğini kaydederek, "Gençler, birileri sizlerle dalgasını geçiyor. Onlara haddini bildirmeniz lazım." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18-25 yaş arasındaki milyonlarca gencin seçme yetkisinin yanında şimdi seçilme hakkını da elde edeceğini anımsatarak, geçmişte 30 olan seçilme hakkını, kendisinin AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olduğu dönemde 25'e indirdiklerini, şimdi ise bunun 18'e indirildiğini aktardı.

Erdoğan, "Bunlar ne diyor? 'Çoluk çocuğa mı bırakacağız?' diyor. Şu hale bak. Seçmek zordur, seçilmek değil. Zor olana 'Evet' diyorsun, kolay olana 'Hayır'. Biz de diyoruz ki 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 gençler bu parlamentoya girecek. Var mıyız? Genç, dinamik, şuurlu, bilgili, ilim irfan sahibi, ahlaklı bir gençlikle dinamik bir parlamento inşa edeceğiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ne diyor? 'Şimdi Ankara'daki çocuklarını parlamentoya sokacaklar' diyor. Lafa bak. Senin 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 yaşında varsa onlar da seçilsin, onlar da girsin. Sonra Ankara'da olacak diye bir şey yok. Anadolu'nun evlatları olacak Anadolu'nun. Halbuki daha birkaç sene önce kendileri aynı talebi ifade etmekle övünüyorlardı. Ama bunlarda omurga yok. Her gün başka bir tarafa dönüyorlar. Ben bunların yalanlarını ifşa etmekten usandım. Ama bunlar yalan söylemekten usanmadı. 'Yok filancaları milletvekili olacakmış, yok askerlikmiş, yok emeklilikmiş'. Hepsi yalan, hepsi iftira. 18-25 yaş arasındaki gençlerimizin seçilme hakkı bunları niye rahatsız ediyor? Meseleyi askerliğe bağlayarak genç kızlarımızı niye yok sayıyor? Genç kızlarımızdan milletvekili olamaz mı? Niye bundan rahatsız oluyor? Şu anda 30-25 yaş arası 5 milletvekili var parlamentomuzda. Niye rahatsız oldunuz? Cevap yok, veremiyorlar. 600 milletvekilinin boş yere maaş alacağını söyleyerek, Meclisi, milli iradenin temsilcilerini tahkir ediyor. Bir defa emeklilik olayı kesinlikle, milletvekili oldu bir genç, ama o dönem bitene kadar parlamento onun bütün primlerini öder, ikinci dönem milletvekili olamazsa ondan sonra da hangi kurumda çalışıyorsa o kurum öder veya kendisi öder. Ne zamana kadar? Ne kadar emeklilik için sene varsa o sene süresince. Bu 65 yaşa kadar dayanır. Niye yalan söylüyorsunuz? Askerliğe gelince. Parlamentoda görev yapmak askerlikten çok daha mı seviyesiz bir şey? Askerlik bizim için ne kadar kutsalsa milletvekilliği de bizim için o kadar kutsal bir görevdir. Yeter ki hakkını vererek o görevi yapalım. 15 Temmuz gecesi o Gazi Meclisin içinde bulunan milletvekillerimi aşağılamaya ey Kılıçdaroğlu senin hakkın yok. Bunu bilesin. Güya parlamenter sistemi savunuyorlar. Ama parlamentoya en büyük hakareti yine kendileri yapıyor."

Millete güvendiklerini vurgulayan Erdoğan, "Biz delikanlılarıyla, kızlarıyla tüm gençlerimize güveniyoruz. İnşallah ilk seçimde Meclisimizde bu gençlerimizin temsilcilerini de görmek istiyoruz. Bunun için gençlerimizden benim ricam şu; 16 Nisan'a kadar daha çok çalışacağız. Gençler, şimdi bakın 30 gün var. Ona göre. Sandıkları patlatmaya hazır mıyız? Gençlerin gücünü 16 Nisan'da göstermeye hazır mıyız? 16 Nisan'da Meclisin haysiyetine sahip çıkmaya hazır mıyız?" ifadesini kullandı.

Eskişehir'e Yapılan Yatırımlar

Eskişehir'in, son 15 yılda Hükümetten ve devletten en büyük hizmeti almış illerden biri olduğunu belirten Erdoğan, ilk olarak yüksek hızlı trenin Eskişehir'de faaliyete geçirildiğini ve iftihar ettikleri bu çalışmanın açılış törenine de büyük bir gururla geldiklerini anımsattı.

Erdoğan, "Eskişehir bu törenlerde şunu gördü. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın ilkemizin en somut tezahürlerini gördü. Bugün de burada toplam yatırım bedeli 436 trilyon lira olan 49 ayrı projenin resmi açılış törenini yapıyoruz." açıklamasında bulundu.

Eğitim, spor ve turizm alanında yapılan yatırımların bulunduğunu aktaran Erdoğan, "Ama en önemlisi de tabi Gençlik ve Spor Bakanlığımızın 33 bin kişilik Es-Es'lere, Eskişehir'e kazandırdığı malum stadyum. İnşallah bu stat Eskişehirspor'a nice şampiyonluk kupaları sevincini yaşatacaktır diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eskişehir'e yapılan yatırımları şöyle sıraladı:

"Ayrıca şehrimize, Türk dünyasına yönelik bir bilim, kültür, sanat merkeziyle Esminyatürk projesi kazandırdık. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz çeşitli restorasyon projelerini tamamladı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız asfaltlama, yol yapımı, parke döşeme işlerini halletti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız şehrimizde bir teknoloji geliştirme merkezi inşa etti. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız, arazi toplulaştırma ve hayvancılık projelerini tamamladı. Eskişehir Sanayi Odası aynı şekilde. Birçok yatırım devam etti. İl Emniyet Müdürlüğü aynı şekilde. Allah nasip ederse yıl sonunda da Eskişehir Şehir Hastanesini bitiriyoruz."

Çok çalışacaklarını ve gayret edeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Tek millet için 'Evet' mi? Tek bayrak için 'Evet' mi? Tek vatan için 'Evet' mi? Tek devlet için 'Evet' mi? 80 milyon tek milletiz. Şu gördüğümüz bayrağımız, şehidimiz kanıyla rengini aldı. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimiz ta kendisi. Böyle bir bayrak evelallah yok." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "780 bin kilometrekareyle tek vatan, tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden başka devlet yok. Kimse bizi bölemeyecek. Onun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan karda." ifadesini kullandı.

Biz Milletimizden Büyük Güç Tanımıyoruz

Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla 49 tesis, proje ve işin açılışını yaptıklarını aktardı. 

Hükümetin ve ülkenin büyük badireler atlatmasına karşın büyük kalkınma hamlesini sürdürmeyi bildiğini ifade eden Bakan Avcı, şunları kaydetti:

"Her koşulda 'Durmak yok yola devam' diyoruz. Bugün Milli Eğitim Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız, Orman ve Su İşleri Bakanlığımız, Yüksek Öğretim Kurumumuz, Vakıflar Genel Müdürlüğümüz,  Türk Dünyası Vakfımıza ait toplam 436 milyon lirayı aşan bütçeyle 49 proje, tesis ve işi hizmete açıyoruz inşallah."

Bakan Avcı, son 3 yılda Eskişehir'e eğitim, sağlık, turizm, enerji, ulaştırma, savunma ve diğer kamu hizmetlerinde 2 milyar liradan fazla yatırım yapıldığına işaret ederek, "Yapılmaya da devam ediliyor. İç ve dış mihrakların, toplu iğnesini bile kendi üretemeyen dünkü Türkiye'ye, dünün Türkiyesi'ne döndürmenin savaşını verdikleri bir dönemde, biz ülkemize, vatandaşlarımıza hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu devlet, gücünü milletten, sizden alıyor. O gece Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi (Biz milletimizden büyük güç tanımıyoruz.)" değerlendirmesinde bulundu.

Notlar

Konuşmalar sonrasında Erdoğan ve beraberindekiler yapımı tamamlanan tesislerin açılış kurdelesini kesti. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Eskişehir'e gerçekleştirdiği ziyaretinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ile Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı'nın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın da eşlik etti. 

Öte yandan, tören alanında, Cumhurbaşkanlığı korumaları geniş güvenlik önlemleri alırken, drone ile çekim yaptı.

(17.03.2017)

  • A2.JPG
  • A3.jpg
  • A5.jpg
  • A6.jpg
  • A10.jpg
  • A9.jpg
  • A7.jpg
  • A8.jpg
  • A4.jpg
  • A1.JPG