T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ

TURGUT CANSEVER'İ ANMA VE ANLAMA PROGRAMI

Kültür ve Turizm Bakanı Avcı: "Ondan bir şehrin nasıl olması gerektiğini öğrendik. Bunu yapamadık, o konuda çok başarılı olamayabiliriz. Nasıl olmaması gerektiğini de öğrenmemize rağmen o konuda da çok başarılı olamadığımızı da kendi kendimize fısıltıyla da olsa itiraf ediyoruz. Ama olması ve olmaması gerekenler konusunda sınırlar teberrür etmeye başladı. Ümitsiz olmaya gerek yok"

Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen "Turgut Cansever'i Anma ve Anlama Programı"na katıldı. Bakan Nabi Avcı, burada yaptığı konuşmada  Cansever'i rahmetle andıklarını söyledi. 

Cansever'i 1993 sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğu dönemde tanıdığını anlatan Bakan Nabi Avcı, o günlere ilişkin hafızasında "gün ışığında yönetim" kavramının yer ettiğini, daha sonra Erdoğan'ın İstanbul'u bu kavram çerçevesinde yönetmeye başladığını söyledi.

Bakan Avcı, "Cansever'den bir şehrin nasıl olması gerektiğini öğrendik. Bunu yapamadık, o konuda çok başarılı olamayabiliriz. Nasıl olmaması gerektiğini de öğrenmemize rağmen o konuda da çok başarılı olamadığımızı da kendi kendimize fısıltıyla da olsa itiraf ediyoruz. Ama olması ve olmaması gerekenler konusunda sınırlar teberrür etmeye başladı. Ümitsiz olmaya gerek yok." diye konuştu.

Turgut Cansever'in örnek bir Türk şehri kurulması için geliştirdiği çok güzel bir projeye bulunduğunu ve bunu dönemin Başbakanı Erdoğan'ın birebir takip ettiğini anlatan Bakan Nabi Avcı, buna rağmen bürokratik engellerle karşılaştıklarını söyledi.

Bu sorunlar nedeniyle projenin hayata geçirilemediğini aktaran Bakan Avcı, Cansever'in bundan üzüntü duyduğunu anlattı.

Bakan Avcı, "Bu tür toplantılar, eskiden sadece bazı derneklerde veya küçük kadro partilerinde yapılırdı. AK Parti gibi büyük bir kitle partisinin iktidar partisinin salonlarında bu konunun bu şekilde konuşuluyor olması ümitsiz olmamamız için yeterince anlamalı bir gösterge oluşturuyor." ifadelerini kullandı.

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan da bakanlık tarafından düzenlenen "Şehircilik Şurası"nın başladığını anımsatarak, çalışmaların 3-4 ay içinde neticeleneceğini bildirdi.

Ceylan, "Uzun yıllardır şehircilik alanında zor ve yorucu bir arayışın, yapbozun, günü birlik müdahalelerin içinden geçip, duruyoruz. Özellikle büyükşehirler daha fazla etkileniyor ve yara alıyor. Hiçbir şeyde geç kalınmış veya hiçbir şeyin zamanı geçmiş sayılmaz. Yeter ki yanlışta ısrardan vazgeçilsin. Doğru yolu bulmak için birbirine katkı veren samimi ve ısrarlı çabalar devam etsin. Şehircilik şurası bu nedenle hayatidir." ifadesini kullandı. 

Kimlikli ve kişilikli şehirleri oluşturmak amacıyla çıkış yolları aradıklarını dile getiren Ceylan, sağlıklı bir şehirleşme politikasının temellerini bu şura ile atacaklarını vurguladı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan ise mimarlığın sadece bir meslek olmadığının altını çizdi. Karaaslan, "İçinde sanatı, felsefeyi, düşünceyi barındırmayan mimarlık ancak dört duvar yapılar üretebilirken, düşün dünyası ve ufki bir bakış açısını hayata geçiren mimar bütün ürettiklerini nesiller ve zaman kısıtlaması olmadan aynı zamanda aktarabilir, tıpkı Turgut Cansever gibi." diye konuştu.

Türkiye'nin küresel ölçekte söz sahibi şehirlerinin bulunması ideali olduğunu ifade eden Karaaslan, taklit ederek rekabet edilemeyeceğinin farkında olduklarını belirtti. 

Günümüzün ihtiyaçları, beklentileri ve teknolojisi ile kadim kültürün öğretilerini birleştirecek yeni bir anlayışın şehirlerde ve mimaride hakim kılınması gerektiğini vurgulayan Karaaslan, tüm dezavantajlı grupların hayatını kolaylaştıracak "engelsiz şehirler" hedefine doğru kararlılıkla ilerlediklerini söyledi.

 Karaaslan, "Bize bu milletin ruhundaki ışığı, umudu, heyecanı çoğaltacak gönül mimarları lazım. Bize bir tek Mimar Sinan yetmez, onlarca, yüzlerce Mimar Sinan'a ihtiyacımız var. Bize bir Turgut Cansever yetmez, bizim binlerce Turgut Cansever'e ihtiyacımız var." sözlerine yer verdi.

Turgut Cansever'in kızı Emine Öğün de babasının önerileri ve düşünceleri bir kez daha hatırlanırken ülkenin içine sürüklendiği "mimari kimliksizleşme ve vasatlaşma" meselelerine zaman ayrılmasını ve katkı sağlanmasını istedi.

Öğün, "Neden TOKİ'den şikayet ediyoruz?" sorusunu sorarak, şunları belirtti:

"Üniversitelerimiz, mimarlarımızı, plancılarımızı bu üretimleri yapmak üzere eğitti. Dolayısıyla çözüm arayan kadrolar da mecburen ve dolaylı olarak bu sürecin bir parçası haline geldiler. Bahçeli, az katlı konut alanları çözümü her zaman zor ve romantik bulundu. Halbuki yalnızlığımızı tetikleyen, sadece daraltılmış küçücük alanlarımızda yaşamaya bizi mahkum eden bu çekmecelerden, adeta Amerika'ya zenci taşıyan zulüm teknelerindeki gibi ranzalarda üst üste istifleyen bu felaketten kurtulmak mümkün."
(22.02.2017)

  • TURGUT CANSEVER (10).JPG
  • TURGUT CANSEVER (11).jpg
  • TURGUT CANSEVER (2).JPG
  • TURGUT CANSEVER (3).JPG
  • TURGUT CANSEVER (4).JPG
  • TURGUT CANSEVER (5).JPG
  • TURGUT CANSEVER (6).JPG
  • TURGUT CANSEVER (7).JPG
  • TURGUT CANSEVER (8).JPG
  • TURGUT CANSEVER (9).JPG